Giriş
Yönetim Kurulu Başkanı ’nın Mesajı
2025 yılı, küresel çapta devam eden jeopolitik riskler, ticari gerilimler ve korumacı politikalar çerçevesinde dalgalanmaların ve belirsizliklerin yüksek olduğu bir yıl oldu. Trump yönetiminin açıkladığı tarifeler önemli bir dalgalanmaya neden olsa da birçok ülke ile ticari müzakerelerde anlaşma sağlanması ve müzakerelerin devam etmesinin etkisiyle tarifeler ilk açıklanan seviyelere göre daha düşük kalmış olup küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri daha sınırlı kalmıştır.
Güçlü özel tüketim harcamalarının yanı sıra, yapay zekâ ve dijital dönüşüm yatırımlarındaki hızlı artışın desteğiyle ABD ekonomisinin, 2025 yılında olduğu gibi 2026 yılında da İspanya ile birlikte gelişmiş ülke ekonomileri arasında en güçlü performans sergileyen ülkelerden olması beklenirken, Euro Bölgesi ekonomisinin ise ılımlı büyümeyi sürdürmesi öngörülmektedir. Özellikle, Almanya’da savunma ve altyapı yatırım harcamalarını kapsayan kapsamlı mali genişleme adımlarının Euro Bölgesi büyümesini desteklemesi beklenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde ise, Çin ve Hindistan ekonomilerinin küresel büyümenin sürükleyicisi olmayı sürdürmeleri öngörülmektedir.
Jeopolitik risklerin yoğun olarak yaşandığı 2025 yılında, devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ve Batılı ülkeler tarafından Rusya’ya yönelik uygulanmaya başlanan kapsamlı yeni yaptırımların yanı sıra, İsrail ile Filistin, İran, Suriye ve Lübnan arasındaki anlaşmazlıklar ve çatışmalar, ABD ile İran arasındaki gelişmeler, Tayvan eksenli olarak Çin ve Japonya arasında yaşanan gerilim, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonunun ardından ABD ile diğer Latin Amerika ülkeleri arasında artan gerilim, ABD ile AB arasında Grönland sorunu gibi jeopolitik gelişmelerin küresel ekonomiyi etkilemeyi sürdürdüğü gözlendi.
Öte yandan, jeopolitik risklere karşın küresel talep görünümündeki ılımlı seyir ile petrol fiyatları başta olmak üzere enerji fiyatları 2025 yılı boyunca gerilemeyi sürdürdü. Enerji dışı emtia fiyatları da 2025 yılında ılımlı seyrini korudu. Yılın sonlarından itibaren ise dolar endeksindeki zayıflamanın yeniden hızlanması ve artan talebin emtia fiyatlarını genel olarak kısmen yukarı çektiği gözlendi. Kıymetli metaller tarafında ise jeopolitik riskler ve belirsizlikler çerçevesinde altın ve gümüş fiyatları rekor seviyelere yükseldi. Özellikle küresel merkez bankalarının rezervlerini altın ile güçlendirmeye çalışmaları da altına olan talebin artmasında etkili oldu.
2025 yılında küresel çapta genel olarak dezenflasyon sürecinin ivme kaybetmesine karşın, para politikası uygulamalarında ülkeler arası farklılaşma görülmekle birlikte, küresel merkez bankaları çoğunlukla faiz indirimlerine devam ederken, belirsizlikler nedeniyle para politikalarında temkinli duruşlarını koruyacaklarına yönelik sinyaller vermeyi de sürdürdüler.
ABD Merkez Bankası (Fed), 2025 yılında federal fonlama faiz aralığını beklentilerle uyumlu olarak toplam 75 baz puan indirerek %3,50-%3,75 bandına çekti. Avrupa Merkez Bankası (ECB), ise yılın ilk yarısında faizleri toplam 100 baz puan indirmesinin ardından yılın ikinci yarısında yıllık enflasyon oranlarının ECB’nin %2 seviyesindeki hedefine yakın seyrine uyumlu olarak sabit tuttu. Fed ve ECB, belirlenmiş bir faiz patikasına bağlı olunmadığını vurgulayarak para politikası duruşunu belirlemek için veriye dayalı yaklaşım izleneceğini yineledi. Çin yönetimi ise, ülke ekonomisindeki yavaşlamaya karşı önlem almak amacıyla kapsamlı parasal ve mali teşvik adımları atmayı sürdürürken, 2026 yılında da bu yönde politikalar izlemeye devam edeceğini açıkladı.
Türkiye ekonomisi ise; küresel ve bölgesel belirsizlikler ile jeopolitik risklere karşın son 21 çeyrekte aralıksız büyümesini sürdürdü. Önümüzdeki dönemde ticaret ortaklarımızda beklenen toparlanma ve finansal koşulların daha elverişli hale gelmesiyle büyümenin kademeli olarak toparlanması öngörülmektedir. Diğer yandan, işsizlik oranı üç yıla yakın süredir tek haneli seviyelerdeki seyrini korudu.
2025 yılında küresel ticaretteki zorluklara, jeopolitik gerilimlere ve altın ithalatındaki artışa karşın, ihracatın dirençli yapısı ile turizm gelirlerindeki artış ve emtia fiyatlarının ılımlı seyrinin desteğiyle yıllık cari açık sürdürülebilir seviyelerde kalırken cari açığın milli gelire oranı da tarihsel ortalamaların altında olumlu seyrini sürdürdü.
Bütçe açığı, yüksek tutarlı deprem harcamalarına karşın Hükümet tarafından dezenflasyon sürecini destekleyici şekilde kamu harcamalarında mali disiplinin sürdürülmesi, etkin gelir politikası ve kayıt dışılığı azaltacak düzenlemelerin etkisiyle bir önceki yıla göre azalırken, bütçe açığı/GSYH oranı da OVP tahminlerinden daha olumlu bir seviyede gerçekleşti.
Para politikasında temkinli duruşun sürdürülmesi, mali disiplini güçlendiren adımların gecikmeli etkileri,
döviz kurlarında istikrarlı seyir, TL varlıklara artan yönelim ve enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin
etkisiyle dezenflasyon süreci devam ederken, 2025 yılı %30,89 yıllık TÜFE ile tamamlandı. Önümüzdeki
dönemde de para, maliye ve gelir politikaları ile bütüncül bir yaklaşım ve eşgüdüm içinde kararlılıkla
atılacak adımlarla enflasyonda gerilemenin sürmesi öngörülmektedir.
TCMB, 2025 yılında enflasyondaki
iyileşmenin sağladığı alanın desteğiyle yıl genelinde kademeli bir şekilde politika faizinde toplam 700
baz puanlık indirime giderken, 2026 yılının ilk toplantısında da 100 baz puanlık indirim gerçekleştirdi.
Ayrıca TCMB, makroihtiyati düzenlemelerin yanında, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici
kredi ve miktarsal sıkılaştırma uygulamalarına devam etti.
Ülkemize yönelik uluslararası yatırımcı ilgisi ve yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası cinsi varlıklara yöneliminin etkisiyle TCMB’nin rezervleri tarihi rekor seviyelere ulaştı. Uygulanan ekonomi programının desteğiyle ekonomideki olumlu gelişmeler ve finansal istikrarın güçlenmesi, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin ülke kredi notu ve görünümündeki yukarı yönlü revizyonlarına devam etmelerinde etkili oldu. Güçlenen finansal istikrar ile birlikte Ülkemiz CDS risk primindeki iyileşme devam ederek 2018 yılından bu yana en düşük seviyelere geriledi.
Küresel bazda belirsizliklerin ve dalgalanmaların yüksek kalmaya devam edeceği beklenmekte olup sağlam bir bankacılık sektörünün ekonomimiz için önemi artmaktadır. Sektörün lider bankası olarak; ekonomimizin ihtiyaç duyduğu kaynakların temin edilmesi, bu kaynakların katma değeri daha yüksek alanlara kanalize edilerek etkin kullanımı ve finansal hizmetleri ihtiyaç duyulan alanlara ve müşterilerimize en hızlı ve uygun koşullarda sunulması amacıyla hizmet ağımızı geliştirmeye ve finansal yapımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Verimlilik ve müşteri odaklı iş modelimiz çerçevesinde olumlu finansal sonuçlar elde ettiğimiz 2025 yılının ardından stratejilerimiz çerçevesinde ekonomimize ve müşterilerimize daha fazla katma değer sağlamaya yönelik çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Bankamızın başarılı çalışmalarında en büyük katkıyı sağlayan çalışanlarımıza ve müşterilerimize Yönetim Kurulu’muz adına teşekkür ederim.
Rapor Hakkında
Entegre faaliyet raporu, Ziraat Bankası’nın 1 Ocak 2025-31 Aralık 2025 dönemine ilişkin ekonomik, çevresel ve sosyal performansını, bütüncül bir anlayışla ele almaktadır. Rapor Banka’nın bankacılık faaliyetleri ile yurt içi ve yurt dışı iştiraklerini içermektedir.
Gelecekte raporumuzu nasıl geliştirebileceğimiz hakkındaki görüşleriniz bize yol gösterecektir. Her türlü görüş ve önerinizi bize e-posta ile iletebilirsiniz.
sustainability@ziraatbank.com.tr